Ilgın Belekler Köyü

Belekler Köyü Morbel dağlarından çıkan pınarların oluşturduğu Battal deresinin kaynağında, yöresel adlarıyla Tepetarla, Kızıldere, Kuruçeşme, Bozbeleni ve Böğetdere gibi Sultandağları’nın uzantısı olan dağların arasında kurulmuş şirin bir orman köyüdür. İlçeye uzaklığı 45 km. dir. Ilgın ilçemize kadar asfalt yolu vardır.
 derbent ilçesine stabilize bir yol ile gidilebilir. Köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur.( Rivayete göre Antalya-Belek mevkisinden gelen iki kadın buraya yerleşmiş, adları “Melek” olan kadınlardan dolayı köyün adı “Melekler” olmuş, daha sonra “Belekler” olarak değişmiştir. fakat bu rivayetin gerçekliği şüphelidir  Çünkü Antalya serik ilçesinin belek mahallesinin  ismi 1926 yılında belek olmuştur.  Belekler Köyü tarihi hakkında araştırmalar devam ediyor detayları BEL-DER dernek başkanlığınca  ileride eklenecektir.)  Araştırmacı yazar Fahrettin Alişar “Çiğil Türlerinde Yer Adları” adlı eserinde “Alakır mevkii, Aşağı Çiğil, Katırcıoğlu, Yukarı Çiğil gibi yer adlarının yanında “Belekler” adını da kullandıkların belirmektedir. Çakılpara ve Kayaönü mevkisi, bölgenin eski yerleşim merkezi olduğunu gösteren, üzerinde Roma yazılarının olduğu sikkeler ve işlenmiş kayaların bulunduğu ören yerleridir. Bu bölgede bulunmuş ağzından sular akan bir arslan heykeli bu gün Orta köprü’nün başındadır.150 hane ve 450 nüfusun yaşadığı Belekler Köyü’nde  Ekilir arazisi az olan köyün içinden geçen Battal deresi etrafında sebze ve meyve yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Belekler köyü göleti yapıldıktan sonra köyde sulanan arazi artmıştır. Halkın esas geçim kaynağı pancar ve tuğla fabrikası işçiliğidir. Evlerin çoğu toprak damlıdır. Her evde birer traktörün oluşu dikkati çekiyor ise de bunun nedeni tarım değil, ailece gidilen pancar işçiliğinde traktörün kullanılmasıdır. Dışarı göç fazladır. Konya’da 250 hane, Ilgın’da 514 hane  izmir , manisa, istanbul’ da çoğunluğu olmak üzere ülkemizin farklı şehirlerinde ve yurt dışında çeşitli ülkelerde  Beleklerli vardır. Berrak suları, yeşilin her tonunu sunan orman manzarasıyla yaylaları görülmeye değer. Aşağı yayla, Morbel yaylası, Eçinin yayla, Takavitin yayla ve Koca Mehmetler yaylası bunların başında gelir. 3 derslikli bir okulu ve lojmanı vardır. II. kademe öğrencileri Ilgın’da pansiyonlu olarak eğitim-öğretim görmektedir. 2 camii, 2 imam ve 2 imam evi vardır. İlçenin en uzak köylerinden biri olması nedeniyle, köy odası geleneği halen devam etmektedir. Köy odalarında gelen misafirler yemek, barınma ve ısınma ihtiyaçları giderilirken dîni bayramlarda toplanma ve bayramlaşma yeri olarak kullanılır. Belekler’de köy odaları, oda sahibi sülalelerin adlarıyla söylenir. Koca Bekirlerin, Topbaşların, Hacı Alilerin, Hocanın Oğlunun, Kolsuzun ve Hacı Osmanların oda gibi. . . Dere mahallesi, Pınarbaşı, Orta mahalle adlı mahallelerde yaşayan sülâle adlarından bazıları; Hacı Haliller, Hacı Gaffarlar, Hacı Osmanlar, Koca Bekirler, Hacı Hasanlar, Kersamatlar ve Hacı Ahmetlerdir. Her evde kapalı şebeke içme suyunun yanında, mahallelerde mahalle çeşmeleri vardır. Köy içindeki sokakların düzenlenmesi, kanalizasyon ve işsizliğin önlenmesi Belekler’in ve diğer köylerimizin ortak sorunlarındandır. Irgat Götürme: Köy dağlık bir arazide kurulduğu için buğday, arpa ekilen tarlalar üçer, beşer dekâr olup biçer ve benzeri tarım araçları giremeyecek kadar da engebelidir. Ekinler orak ve tırpanla biçilir. Düz olan tarlalar makine ile işlenir. Arazi yapısı geleneklerimize şu şekilde yansımıştır: Gelin kız arkadaşlarını toplar. Oğlan tarafı bir koç hazırlar ve süsler. Herkes orağını alır, damatların tarlaya “yolmaya” gidilir. Koç kesilir, kavurma yapılır. Tatlı olarak önceden hazırlanmış kaymakla yapılan “höşmerim” yenir. Türküler söylenir, yolma yolunur, gelin kıza para ve altın takılır. Akşam üzeri köy yolunda atılan tüfekler, topluca söylenen türküler bir geleneğin yerine getirildiğini ilan eder gibidir. Gelin Çıkarma ve Çeyiz: Cumartesi günü ikindi vakti gelin kızın el işleri, çeyizi, özellikle yorganları ve “dürü” adı altında damadın tüm yakınlarına dağıtılacak olan “kabak çiçeği” denilen yöresel motiflerle işlenmiş yün çoraplar bir meydanda sergilenir. “Çeyiz altı” denilen bu törende oğlan evi para ve altın olarak hediyelerini yorgana takarlar. Gelin çıkarma Pazar veya Perşembe günleri ikindi zamanıdır. Gelin başı tüylerle süslenir. Al, yeşil, kırmızı pullularla ve “sulusepen” denilen gümüş takılarla gelinin yüzü görülmeyecek şekilde süslenir.
Belekler köyünde gün gören dört oyun havasının adları aynı adlı türkülerden alırlar: Konyalı, Develi, Alime, Suyarı.. Def ve kaval eşliğiyle iki kişi tarafından yürütülen bu havalarda bazen bir kadın bir erkek birlikte olarak da hususi mecliste oynayabilirler. “Yeşil” denilen ve bütün vücudu kapatan bir elbise giydirilir. Beline gümüşten yapılmış, “kapak kuşağı” denilen “deve boncuğu ve cıngıllarla süslü bir kemer takılır. Gelinler traktörle çıkarılır, damat evin damına çıkarak gelinin başına buğdayla karışık akide şekeri atar. Buğday bu törende bereketi temsil etmektedir.Damadın dedesi, babası, annesi ve yakınları dokuma heybelere doldurdukları cevizi damdan veya balkondan düğüne gelenlere atarlar buna ceviz kapışma denir.